2022
NEWROZ’UNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
2020
de Newroz pandemi bahanesiyle gasp
edilmiş, mitinglere izin verilmemiş, kimse de sesini çıkarmadan bu süreci
geçiştirmişti.
Geçen
yıl ise oldukça sönük geçmiş katılım oldukça zayıf kalmıştı. Bu iki yılda HDP
ve Kürt halkına yönelik saldırılar hız kesmeden sürmüş birçok insan
tutuklanmış, öldürülmüş, iktidar toplum üzerindeki ekonomik ve siyasi
baskılarını artırmış hem kürtlerde hem işçi ve emekçi sınıfınsa öfke
birikmişti.
Hızla yoksullaşan her türden hakları gasp
edilen emekçi ve yoksulların biriken öfkesi daha lokal eylem ve direnişlerle
artarak sürdü. Kürtler işçileşip işçi
sınıfı Kürtleştikçe direniş ve eylemlerde Kürtçe türküler halaylara eşlik
etmeye başladı.
2022 yılı iktidarın rıza mekanizmalarının iyice aşındığı, mafyatik düzenin bütün pisliklerinin ortaya döküldüğü, işçi sınıfının kölelik koşullarının ağırlaştığı bu dönemde ezilen sınıfların ve Kürt halkının biriken öfkesi çok yönlü saldırılara yanıt niteliğinde militanlık düzeyi geçen yılları aşan daha coşkulu bir Newroz'la karşılandı.
Nekrozun geçen yıllara oranla çok daha kitlesel, coşkulu, militan bir ruhla kutlanması Kürt halkının mücadele dinamiğinin hala teslim alınmadığını gösterirken bir yandan da Kürtler kendilerini yok sayan, görmezden gelen herkese biz buradayız ve politik alanın belirleyici gücü biziz mesajını da vermiş oldu.
Neredeyse bütün kentlerde Kürt kadınlarının renkli kıyafetleri yasaklandı, Kürt ulusu için simgesel anlamı olan sarı kırmızı ve yeşil renklerin olduğu kıyafetlerle gelen hiç kimse arama noktalarından içeri alınmadı.
İstisnalar
dışında bu yasağa neredeyse tamamen uyulduğu görüldü. Newroz alanları gri ve
haki renklerle karartılmaya çalışıldı. Arama noktalarında keyfi yere insanlar
uzun süre bekletilerek tahrik edildi. Ancak kitlelerin devletin baskı ve
saldırılarına karşı biriken öfkesi bütün alanlardan bir meydan okumayla
karşılık buldu.
Newroz kutlamalarına katılan milyonların büyük çoğunluğu bu düzende kendine hiçbirgelecek görmeyen gençlerden, emekçilerden oluşuyordu. Kürt sermayedarları çıkarı, bu düzenle iş birliği yapmakta olan orta sınıf Kürtler bu Newroz a itibar etmedi.
Çok
yoksul olanların büyük bir bölümü ise Newroza gidecek yol parası bile
bulamadığından mitinge gelemedi. Kürt ulusunun içinde beliren yeni sınıfsal
pozisyonları nedeniyle her türlü eylemliliğe temkinli yaklaşan, bu iktidar döneminde sermaye biriktiren, Newroz’un
adından bile bahsetmekten çekinen kesimler Kürtlüklerinden soyunarak,
ihanetlerine onay almak için Türkleşme
sırasında beklemeye devam ettiler.
Kitlelelerin enerjisi, coşkusu HDP adına konuşan yöneticilerin ve vekillerin yaklaşımını aşacak boyutlardaydı. Yapılan konuşmalar asıl sorunun üstünü örten ekonomi masallarının anlatılamayacağı bir içeriğe bürünmek ve Kürt ulusal sorununu konu edinmek zorunda kaldı.
HDP nin uzun süredir yol açıcı, kendi pozisyonun ileriye taşıyan, kitlelerin beklentisini karşılayan, net bir siyaset üretememesi, can yakıcı birçok konuda sessiz kalması, geçiştirmesi, devletin HDP ve Kürt halkına yönelik saldırı ve baskıcı tutumuyla birleşince, her iki tarafı da zorlayan bir sıkışmaya yol açtı. Ulusal ve toplumsal dinamiklerin önünü açacak yeni taktik yönelimlerin ortaya konmasına ihtiyaç duyulan, kitlelerin içinde bulunduğu durumu doğru okuyan ve buna uygun bir tutum ortaya koyan bir siyasete ihtiyaç olduğu belirgin biçimde ortaya çıkıyor.
Emperyalist Kapitalist sistemin ve yapısal olarak daha kırılgan olan Türkiye Kapitalist devletinin yaşadığı çoklu kriz ve Kürt dinamiğinin bütün saldırılara rağmen bir türlü ehlileştirlip düzen içine çekilemeyişi iktidarın ömrünü kısaltan bir işlev görüyor.
Rıza mekanizmalarının aşındığı, zorun, açık şiddet uygulamalarının, egemenler tarafından meşrulaştırılmaya çalışıldığı, Kürt siyasal hareketinin ve sanayi bölgelerinde, farklı iş kollarında patlak veren işçi eylem ve direnişlerinin yaygınlık kazanma ve yayılma eğilimiyle birleştiğinde sistemin krizi daha da derinleşiyor ve taraflar yeni pozisyonlar belirlemek zorunda kalacağı bir sürece giriliyor.
Devlet ve iktidar tarafında bu yönelimin ipuçları her gün daha da belirgin hale gelirken Kürt siyasal hereketi, Kürt ezilen ulusunun, işçi ve emekçi sınıfının beklentilerine uygun bir söylem ve tutum belirlemekte geciktikçe artçı bir bir pozisyona düşüyor. Bu durum HDP özelinde kendisinden beklenti içinde olanlarda demoralizasyona yol açıyor. Düzen bu kadar aciz ve çürümüşken şiddet dışında bütün çözüm üretme kapasitesini yitirmişken HDP nin siyasal bir özne olarak cesaretle kitleleri kucaklayacak bir politik hat ortaya koyamıyor oluşu toplumsal çürümeyi hızlandırıyor, derinleştiriyor.
Kapitalizmin uluslararası boyutta yaşadığı çok yönlü krizi, büyük oranda, bölgesel savaşlara, devrimci ayaklanmalara yol açma potansiyeli taşıyor. Bunu farklı bölgelerde birçok ülkede görüyoruz.
Kürt ulusal hareketi küresel ve bölgesel bu gelişmelerin ışığında daha aktif bir siyasal tutum geliştirmek zorundadır.
Bu büyük fotoğrafı göremeyen, seçim odaklı, gerici, milliyetçi millet ittifakını ürkütmemek adına kendi kimliğini görünmez kılan, ulusal taleplerini dillendirmeyen, bütün sorunların üstünü örten ekonomik kriz söyleminin zehirli atmosferine hapsolmuş, bağımsız bir siyasal iradeyi ortaya koyamayan burjuva siyasete yedeklenen tutumuyla kendi kitlesinin gerisinde kalıyor.
Kürt mücadelesinin düzen içine çekilmesine, burada eritilmesine ve kimliksizleşmesine yol açan bu tasfiyeci tutum Kürt özgürlük hareketinin kendisini var eden kitle bağlarını zayıflatıcı bir etki yapıyor.
Bölgede önemli bir odak olarak öne çıkan muazzam enerjisi olan Kürt emekçi ve yoksullarının en güçlü temsilcisi konumundaki HDP kendi Kürt tabanının gerçek taleplerini daha büyük bir cesaretle savunmak zorundadır. Kürtlerin ulusal talepleri ne Cumhur ne de Millet ittifakının rızasıyla çözülebilecek değildir. Her gün daha geri bir pozisyona savrularak şoven düzen partilerinin rızasını, onayını arayan bir HDP Kürtleri temsil etme gücünü zayıflatmaktadır. Bu nedenle Kürt emekçi ve yoksulları HDP'den daha ileri daha dinamik daha mücadeleci bir pozisyonda durmaktadır.
Bu bölge sahip olduğu devrimci dinamikler göz ardı edilerek siyaset üretilemeyecek özel bir öneme sahiptir. Asıl sorunu önemsizleştiren, görünmez kılan, gündelik sıradan politik söylem ve tutumların kitleler nezdinde geçerliliği yoktur. Dört parçada çözülmeyi bekleyen, kangren olmuş bir devlet olma sorunu, bölge devletlerine ve uluslararası müdahalelere rağmen başka hiçbir formülle çözüme kavuşturulamamaktadır.
Bunun nedeni Kürt yoksullarının ve hızla gelişen ve genişleyen Kürt İşçi sınıfının devrimci dinamiğidir. Sol’un büyük çoğunluğunun peşinde koştuğu burjuva demokratik çözümlerin, emperyalist devletlerin kendi çıkarları ekseninde oluşturdukları projelerinin bir parçası olarak ortaya koyduğu çözümlerin tasfiyeci karakterine Kürt devrimci dinamiği izin vermemektedir.
Kürt
ulusal sorununa emperyal ve burjuva çözümler nesnel bir dayanaktan yoksun olduğu için Kürt ulusunun yoksul ve
emekçilerine dayanan devrimci dinamiği tasfiye edilmeden bu planların
uygulanması mümkün görünmemektedir.
Bu dinamik sadece Kürt ulusal hareketini değil Kürtlerin var olduğu Türkiye'nin büyük metropollerini de güçlü biçimde etkilemektedir.
HDP kendi varoluşunu borçlu olduğu bu devrimci dinamiğin taleplerini görmezden gelerek, üzerinden atlayarak, düzen içi bir tutum alamaz, düzen siyasetinin etkisiz bir parçası olamaz. Bu dinamik buna izin vermez.
Bu
realite dikkate alınmadan Kürt siyasal hareketi kendine doğru ve gerçekçi bir
çıkış bulamaz. Kürt özgürlük hareketi ve HDP birçok nedenle sıkışmıştır. Çözüm bu dinamiğin taleplerini cesaretle
savunmak ve bölgenin bütün emekçi halklarına yol gösterecek ışık olacak
bütünsel bir siyasal tutumun ortaya konmasından geçmektedir. Bu devrimci
dinamiğin yaşamsal nihai taleplerini dillendirmeyen bir HDP tarihsel koşullar
tarafından gereksizleştirilecek, bölgenin egemen devletlerinin kendi tasfiyeci politikalarını hayata
geçirmesine zemin hazırlayacaktır.
seçilmiş
belediyeleri gasp edilmiş, partilerinin eş başkanları ve birçok vekili rehin alınmış, parti binaları basılarak
katliam girişimleri yaşanırken, Kürt devrimci tutsaklarının zindanlardan artan
ölüm haberleri gelirken, HDP normal bir süreçteymiş gibi seçim ve ekonomi
konuşamaz. Konuşsa da söyledikleri HDP yi ehlileştirmek isteyen burjuva
siyasetçiler dışında kimsenin ilgisini çekmediği gibi kendilerine sahip
çıkılmadığı duygusunu uyandırdığı için kendi tabanında bir öfkeye yol
açmaktadır.
Yaşanan
çok yönlü tarihsel sıkışma, yürütülen bütün operasyonlara rağmen düzen
sınırları içinde bir türlü çözüme kavuşturulamamaktadır. Bölge çok güçlü bir
devrimci dinamiği bünyesinde hala canlı tutmakta ve bu dinamik kendine akacak
yol aramaktadır. Bu devrimci dinamik tarihsel olarak çoktan miadını doldurmuş
sömürgeci kapitalist devletlerin, emperyalist sistemin yıkılmasını
gerektirecek, önüne böyle bir hedefi koymuş, bölge ezilen halklarını ve emekçi
sınıflarını özgürleştirecek bir toplumsal devrime ve bu devrime öncülük edecek
başta bölge devletlerinin devrimcilerini kapsayan enternasyonalist bir örgüte
ihtiyaç duymaktadır.
Bu çürümüş sistemin ve onun devletlerinin bu tarihsel, bütünsel ve bağlaşık sorunu çözüme kavuşturmasını beklemek, bölgeyi dünya emekçi sınıflarının ve ezilen halklarının düşmanlarına teslim etmek demektir. Irak ta, Suriye de, Libya da, Mısır da, Sudan da ne yaşandıysa bunların yaşanmasına onay vermek demektir. Çözüm Kapitalist devletlerin sömürgeci politiklarına yön veren buradan beslenen, hem kendi işçi sınıfını hem sömürge ülke halkını sömüren bu kapitalist zorbalık düzenine son vermekten geçiyor. Tarihsel olarak bütün ortadoğuda bu düğümü çözmenin tek yolu ezilen ulusların işçi ve emekçileri eliyle kurulacak sosyalist iktidarları hedefleyen devrimlerden geçiyor.
Bölgede
bütün uluslardan emekçilerin ve ezilenlerin kurtuluşunu savaşlarla boğmak
isteyen yeni bir emperyalist projenin tek alternatifi, komünist parti manifestosunun eylem çağrısına
uyup bölge ezilenlerini ortak bütünsel çıkarlarını savunan Komünist bir
enternasyonalin yaratılmasıdır.
Bu
iddiayı savunan komünistler gözlerini kulaklarını burjuva devletlerin
önerilerine değil, kendi tarihsel kaynaklarında çözümü pratikte
gerçekleştirilen devrimlere dikmeli ve bu devrimleri gerçek kılmanın yolunda
adımlar atmalıdır.
Kürtlerin
ulusal kurtuluşu kendi birlikte ve bütünsel mücadelesindedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder