Altınpark-Namazgâh-
Mezarlık Başı-Tilkilik-Hatuniye-Dönertaş-Agora gibi semtler bütününden oluşan
bu bölgenin en önemli caddesi Basmane’den İkiçeşmelik’e ve İkiçeşmelik’ten
Kemeraltı’nı da içine alarak Konak’a ulaşan ünlü Anafartalar Caddesidir.
Ramazan
aylarında bu semtlerde geceyle gündüz birlikte yaşanırdı. İftar sofralarının
fiyakasından geçilmezdi. Normal bir ailenin bile sofrasında; iki çeşit zeytin,
iki-üç çeşit peynir, reçeller, ballar, pastırma-sucuk, ceviz içi, kuru kayısı
ve erik gibi iftariyelikler, iki çeşit zeytinyağlı yemek, mutlaka etli yemek,
börekler, baklavalar ve güllaç tatlısı eksik olmazdı. Herkes refah içinde
ramazanını geçirirdi. İnsanlar gül gibi geçinsinler diye sofralarından gül
reçelini, tatlı tatlı konuşsunlar diye balı, tahini ve pekmezi eksik
etmezlerdi. Teravi Namazı’ndan çıkışta muhitin ileri gelenleri tepsi içinde
cemaatlere akide şekeri dağıtırlardı. Akide şekerinin anlamı o günkü akidin
tamamlandığını belirtmekti. Teraviden sonra kentin muhtelif noktalarında toplu
olarak veya evlerde aileler arasında ramazan geceleri en güzel şekliyle
değerlendirirlerdi. İsteyenler nargile içer, kahve ve çay bolca tüketilirdi.
Şerbetler, limonatalar içilirdi.
Konak’daki
şimdiki Ordu Evi’nin olduğu yerde İsmet Gazinosu vardı. İsmet Gazinosu’nda;
İstanbul’dan gelen ortaoyunu üstadı Dümbüllü İsmail Efendi Grubu ile Hafız
Burhan ve Korosu, yerli sanatçıların ve fasıl gruplarının iştirakiyle sahura
kadar süren Ramazan geceleri tertiplenirdi. Benzeri eğlenceler bazen aynı
sanatçılarında katılımıyla; Karataş’taki Köşk Sineması’nın bulunduğu yerdeki
salonda, Eşrefpaşa’da, Değirmendağı’nda ve özellikle Altınpark’ta ve
Karşıyaka’da da Soğukkuyu ve Dedebaşı’nda da gerçekleşirdi. Değişik semtlerdeki
en az 30 kıraathanede nargile ve çay sohbetleri sahura kadar sürerdi. Evlerde
bayram temizlikleri, badanalar, boyalar yapılır. Evlerdeki tahta zeminler
fırçalanırdı. Evlerde ise; her şeyin temiz ve güzel olması için gereken neyse
yapılırdı. 3 gün öncesinden baklava-börek yufkaları hazırlanır ve açılır. Bol cevizli
baklavalar ile kalbura bastı tatlıları kiler dolaplarına istif edilirdi.
Bayramlık yeni elbiselerin ve ayakkabıların temini çoktan gerçekleşmiş olurdu.
Bayram sabahları namazdan sonra evlerde simitlerle, İzmir gevrekleriyle, özel
bayram çörekleriyle, bol teferruatlı kahvaltılıkların bulunduğu tam teşekküllü
kahvaltılar yapılırdı. Kahvaltıdan sonra yeni bayramlıklar giyilir, önce
aileler kendi aralarında, daha sonra; ziyaretler yapılarak bayramlaşılırdı.”
Sancar
Maruflu
Şimdiyse yoksulluk kol geziyor bir zamanların mutlu insanlarının yaşadığı İzmir'in nezih semtlerinde.








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder